1 / 15
BİRİNCİ FOTOĞRAF:
                        Siyah beyaz fotoğraf, yatay dikdörtgen kadraja sahip ve gece çekilmiş. Bahçe duvarları ile iki yandan sınırlanmış ıssız, karanlık bir sokak görüntüsü içeriyor.
                        
                        Kaldırımsız dar sokak, farklı yüksekliklerdeki bahçe duvarlarının arasında, perspektif etkisiyle uzaklaştıkça daha da daralarak karanlığa doğru ilerliyor, bitimini ise seçemiyoruz. Çıkmaz bir sokak mı olduğu, yoksa başka bir sokağı mı kestiği görülemiyor.
                        
                        Zeminde, özellikle duvarla yolun birleştiği hat boyunca birikmiş küçük dal parçaları, çam iğnesi olması muhtemel düzensiz lekeler oluşturan koyu renk öbeklenmeler var. Sokak, göremediğimiz bir kaynaktan gelen bir ışıkla aydınlanıyor. Ancak fotoğrafın çok büyük bir bölümü bu tek kaynağın ışığının değmediği, hiç bir ayrıntının seçilmediği tam karanlık veya koyu gölge alanlardan oluşuyor.
                        
                        Yatay olarak kullanılmış kadrajın alt yarısı tamamen karanlıkta kalmış, sadece bir bahçe duvarının sol alt köşeye doğru uzanırken giderek silikleşip gölgeler içinde kaybolan zemin ile birleşme çizgisi ve duvarın yüzeyi biraz görülebiliyor. Burada, en solda duvara gölgesi düşen yapraklardan ve üst kenara kadar devam eden koyuluktan yola çıkarak tam bu noktada bahçede büyük bir ağaç olduğu düşünülebilir. Duvar yüzeyi pütürlü.
                        
                        Fotoğrafın merkezine doğru verev ilerleyen duvarda bahçe giriş kapısı olabilecek bir kesinti var. Bu açıklığın hemen öncesi ve sonrasında duvar bir iki karış kadar yükseltilmiş, ardından dik açı ile ilk yüksekliğine dönmüş. Devamındaki bitişik bahçenin duvarı ise çok daha alçak, aynı yolun ilerisinde diz hizasında bir set gibi. Bir iki adım sonra bu duvar da bir kapı girişi oluşturmak üzere dik açıyla yükseliyor. Bu esnada duvar alçak olduğu ve bizden uzaklaştığı için bakış açımız üst yüzeyini daha fazla görmeye elveriyor. Bu alçak duvarın da kapı girintisini oluşturacak kısmı dik açıyla yükseliyor ve ışığı da daha çok yansıtan bu yan yüzeyi görebildiğimiz için duvar hacim kazanıyor.
                        Duvarın ardında kalan bahçenin karanlığında, ince yapraklı bir ağaç belli belirsiz farkediliyor. Yalancı karabiber ağacı olabilir.
                        
                        Yolun diğer sınırını tanımlayan sağdaki duvar ise fotoğrafın ancak merkezine yaklaştığı yerde görünür olmaya başlıyor. Sağ aşağıdan sol yukarıya çapraz bir doğrultuda ilerleyip gözden uzaklaştıkça bir noktada kırılan bir açı ile devam ediyor. Duvarın üst yüzeyi ışığın altında bembeyaz. Fotoğrafın sağında, bu duvarın ardındaki bahçenin içinde gövdeleri pürüzlü, kabukları çatlak çatlak parçalı iki ağaç var. Çam ağacı olsalar gerek. Onların düşey gövdeleri ışığı yansıtan pütürlü lekelerle karanlık boşluğu bölüyor.
2 / 15
Yatay dikdörtgen kadrajlı siyah beyaz fotoğrafta siyah beyaz ve grinin çeşitli tonlarında sarmaşık benzeri bitkilerin yaprakları doğal bir çelenk oluşturarak ortadaki karanlık boşluğu sarıyor.
                        Yaprakların gerisinde, fotoğrafın merkezinde yeralan bu doygun siyah alanın solunda, kapalı beyaz panjurlarıyla iki pencere gölgelere karışıyor. Pencerelerden sağdakinin devamı da, ait oldukları yapı da tamamen karanlıkta.
                        
                        Oval bir çerçeve formunda biraraya gelen dal, filiz ve yaprakların bu coşkulu tesadüfi çelengini oluşturan iki üç farklı bitki var. Sol üst bölümde yer alan bitkinin oval, genişçe, diri görünümlü yaprakları ayrı saplar boyunca 7 veya 9'lu gruplar halinde simetrik olarak sıralanıyor.  Yaprakların damarlarının belirgin oluşu yüzeylerinde kabartılı bir doku olarak algılanıyor. Aslında fotoğrafın sağ üstünü ve alt bölümün tamamını çevreleyen diğer bitkinin yaprakları da benzer form ve karakterde, ancak bu yapraklar daha ince formlu, uç kısımları sivrilerek bitiyor, her bir sap üzerinde yapraklar daha aralıklı dağılıyor ve tek tek sapların bağlandığı dallardan biri sağda bir yerde geniş kavisli bir spiral çizerek bükülüyor. Bu dalın ve yapraklarının tonu beyaza yakın, daha koyu tonlu olan diğer yaprakların arasında öne çıkıyor. Sağda ve altta çalıya benzeyen sık ve ince yapraklı başka bir bitki bu zengin dokuya dahil oluyor.
                        
                        Tüm bu bitkiler farklı doku ve tonlardaki yapraklarını, filizlerini, sürgün ve dallarını fotoğrafın merkezindeki karanlık alana yöneltmiş gibi; orada ne olduğunu görmek için baktığımızda ise görebildiğimiz sadece panjurla kapatılmış pencereler ve karanlık.
3 / 15
Dikey dikdörtgen bir kadraj ile sunulan siyah beyaz fotoğrafta en belirgin öge, koyu karanlık bir fon önünde beyaz renkli bir sundurma uzantısı ile hemen alt kısımdaki çalılar.
                        
                        Sundurma konstrüksiyonunun üst kısmında üst örtüyü taşıyor olması muhtemel yatay beyaz bir hat sağ taraftan görüntüye giriyor. Bu yatay kütleyi taşıyan ince uzun dikdörtgen formlu direk, fotoğrafı düşey olarak ortadan ikiye bölen parlak beyaz dar bir şerit oluşturuyor. Direğe alt orta bölümünden sabitlenen yine beyaz renkli bir parmaklık, fotoğrafın sağında, görülemeyen, çerçevenin dışında kalan bir yere doğru uzanıyor.
                        
                        Bu bembeyaz konstrüksiyonun dörtgen hatları dışında, fotoğraf koyu gölgeler, simsiyah ışıksız düz bir karanlık ve bol bol yapraklı bitki içeriyor.
                        
                        Soldan fotoğrafın yüksekliğinin ortalarından çerçeveye giren koyu tonlardaki yapraklar net alan derinliğinin dışında kalmışlar, hafifçe flu olsalar da zakkum bitkisinin sivri uçlu ince uzun yaprakları oldukları anlaşılıyor. Üzerlerinde hiç çiçek yok ve görüntüdeki istifte bize en yakında bu bitki var. Zakkumların hemen gerisinde fakat alt kısımdaki çalı son derece keskin ve net, halk arasında 'pitas' denilen yaygın bir dış mekan süs bitkisi, kısa sapları merkezde bir noktaya bağlanan sert ve parlak yüzeyli damla formunda yaprak öbeklerinden oluşuyor, hepsinin üzerine bolca kuru çam iğneleri düşmüş, yanda ve arkada taflan çalıları, onların üzeri de çam iğnesi ile dolu, parmaklığın gerisinde ise karanlığın içinde çeşitli tanımsız net olmayan ağaçlar var.
                        
                        Fotoğrafta yaprakların farklı ton ve formlardaki varlığı zengin bir doku algısı yaratıyor ve sundurmanın dümdüz, parlak beyaz geometrik hatları ile bir karşıtlık oluşturuyor.
4 / 15
yatay kadrajlı siyah beyaz fotoğrafta, çiçek açmış zakkumların ve bol yapraklı çalıların arasında kaybolmuş gibi duran bir baraka veya çit görünüyor. Yapı üç dört parmak eninde yanyana fakat düzensizce çakılmış ahşap dikmelerden oluşuyor. Kapıyı oluşturan parça özellikle eğreti, üst kısmı sola eğik duruşuyla diğer dik çıtaların arasında biraz daha göze çarpıyor. Sağ tarafta eskimiş metal bir katlanır merdiven duruyor. Merdivenin ve yapraklı çalıların gölgeleri ahşap yapının üzerinde desenler oluşturuyor. Yaprakların arasından süzülen ışık, toprak zemine ve solda belli belirsiz görünen bir ağaç kütüğünün kabuğu üzerine dairesel aydınlık izler düşürüyor.
5 / 15
yatay siyah beyaz fotoğrafta, beyaz duvarlı bir sayfiye evinin verandasına tam karşıdan bakıyoruz. Pencerelerin koyu tondaki ahşap düz kepenkleri de, kapı da sımsıkı kapalı. Verandanın fotoğrafın alt yarısında kalan seyrek parmaklıklı trabzanı ve veranda kapısının iki yanındaki direkler de koyu renkli ahşaptan. Sağda, yapraksız yıllanmış bir sarmaşık, kıvrıla kıvrıla bir kaç güçlü dalı ile dolanarak yukarı tırmanıyor. Fotoğrafın üst kısmından bu sarmaşığa ait ince, dolaşık ve açık renkte bir doku oluşturan dallar verandanın çatısı boyunca görüntüye giriyor.
6 / 15
Dikey kadrajlı siyah beyaz fotoğrafta, bahçesinde büyük, yaşlı ağaçlar olan büyük beyaz bir levanten köşkü var. Köşkün, tuğladan, basık kemerli verandası ve iki katlı olduğu görülebiliyor. Sağdan çerçeveye giren koyu renkli dallar büyük bir sedir veya göknara ait olabilir. solda dut benzeri yaprak döken bir kaç ağaç arka arkaya karışık olarak görülebiiyor. Bahçe ve köşk sokak seviyesinden yukarıda kalıyor ve bulunduğumuz yerden yukarıya, büyük bir taş duvarın oluşturduğu sete bitişik olarak yapılmış, kıvrımlı beyaz ferforje demir trabzanlı on-on beş basamaklı bir merdivenle erişilebildiği anlaşılıyor. Fotoğrafın alt yarısı bu merdiveni ve duvarı içeriyor.
7 / 15
Taş bir duvar, kapalı demir bir kapı, yerde kuru yapraklar, duvarı sarmış bol yapraklı sarmaşık. Önde, thonet denilen tazda eski bir sandalye, bu, dairesel ahenkli kıvrımları olan bir ahşap mobilya. Ancak, sandalyenin oturulacak kısmında boşluk var. Sandalyenin gölgesi, günışığının aydınlattığı kapıya, duvara vuruyor ve kompozisyonda ikinci bir sandalye iskeleti yaratıyor.
8 / 15
Taştan ve tuğladan eski usül bir binanın girişi, kapı demirlerinde ince ferforje işçiliğiyle güzel papatyalara benzeyen çiçekli süslemeler var. Sağ tarafta ise aşınmış açık renkli mermerden alçak basamaklar... Fotoğrafın üst ve sol bölümünün çoğunu sarmaşıklar kaplıyor. Zeminde, kapının hemen önünde kuru yapraklardan bir öbek oluşmuş.
9 / 15
Siyah beyaz fotoğrafta, yatay kadrajda, bir bahçede sık dallı ağaçlar ve kadrajın alt ortasında bir pinpon masası var. Sert günışığının dik açıyla düşerek parlak alanlar ve koyu gölgeler oluşturduğu, servi ağaçlarının alçak duvarlar boyunca çevrelediği bir bahçe köşesi bu. Bahçe boş, fotoğrafta insan yok.

                        Fotoğrafın tonları kontrast, yani siyahlar ve beyazlar çoğunlukta, ara tonlar daha az. Hatta, güneşli bir öğle vaktinin fotoğrafı olmasına karşın, koyu tonların çoğunlukta olduğu söylenebilir. Fotoğraftaki en belirgin ve parlak nesne, pinpon masası.
                        
                        Solda geride, dalları ortalama bir insan boyunun ve kadrajın görüş alanının yükseğinde kalan, üç büyük çam ağacının yıllanmış ince uzun gövdeleri bir kaç adım arayla sıralanmış. En solda kalan ağacın gövdesi sınırda kalmış ve fotoğrafa kısmen girebilmiş. Ağaç kabuklarının çatlak, pürüzlü dokusunu hissettiren parlak bir ışık, bu gövdelerin sol taraflarını ışıldatıyor ve boylu boyunca tüm yüzeylerini belirginleştiriyor. Düz sütunlar misali yükseliyor olsalar da bir kaç karışta bir, eski budamaların kabuklarında bıraktığı izler seçilebiliyor.
                        
                        Çamların iğne biçimindeki yaprakları kadraja sağ yukarıdan giriyor ve dağınık sert püsküllere benzeyen bu çam yapraklarının binlercesinin oluşturduğu bir büyük kütle, ağaçların hemen önündeki pinpon masasının üzerine doğru ama oldukça yukarısında kalarak, gevşekçe dokulu, hem hafif hem baskın bir yarım küre formunda sarkıyor.
                        
                        Yapraklarının çokluğundan görünmeyen çam dallarının altında, masanın ise ardında, bir çit oluşturacak biçimde yaklaşık birer adım arayla bahçe duvarının hemen dibine dikilmiş ince serviler var. Servilerin -sık da dikilmiş olsalar- incecik gövdeleri ve çok sık olmayan yapraklarının arasından ilk bakışta sadece beyaz bir zemin olarak algılanan, dikkatli bakınca farkedilebilen aydınlık bir yol boşluğu ve komşu binaya ait olabilecek ayrıntısı seçilemeyen beyaz bir duvar ile sağ üstte kemerli koyu renk bir pencere kanadına dair bir ayrıntı görülüyor. Servilerin bize dönük yüzüne ışık düşmüyor, bu yüzden, aydınlık fon önündeki siyah, dikensi, karmaşık bir doku olarak algılanıyorlar. Servilerin arkasındaki 1 metre yüksekliğindeki duvarın hizasında ise bu aydınlık kesintiye uğruyor, bu kez, koyu zemin önünde dik gün ışığını yakalayan bir kaç dal ve yaprağı algılamamız mümkün oluyor.
                        
                        Solda büyük çam ağaçlarının bir adım arkasında bahçenin diğer yönden gelen duvarı ve yine hemen duvar dibine dikilmiş olan serviler var. Fotoğrafçı, bahçeye ve pinpon masasına bakarken, masanın bir köşesini tam karşısına alarak ve masanın yüzeyini üstten görecek biçimde konumlanmış.
                        
                        Başka bir deyişle, masa bahçe duvarına paralel, fotoğrafın kenarlarına ise açılı duruyor. Bu bakış açısıyla, gerçekte bir dikdörtgen olan pinpon masası baklava dilimi veya eşkenar dörtgen olarak anılan biçimde görünüyor.
                        
                        Dik ve sert ışık altında, masanın bize yakın tarafı bembeyaz parlarken çam ağaçlarının gölgesi bu beyaz dörtgen alanın diğer kısmında düzensiz koyu gölgelerle harita gibi izler, desenler oluşturuyor. Bu ışıklı gölgeli karışık denebilecek yüzey algısına karşın pinpon masası üzerindeki file ağ seçilebiliyor.
                        
                        Masanın sert kalın bir plakadan oluşan üst yüzeyi ve metal profilden dördü tekerlekli sekiz ayağı olduğu görülüyor. Bununla birlikte, ince ayakları gölgede kaldığı ve yüzeyi üzerindeki ışıkla belirginleşip zeminden ayrıştığından, masa kendi koyu gölgesi üzerinde yüzen beyaz bir sala ya da havada asılı bir tabaka kağıda benzetilebilir.
                        
                        Bahçenin zemini kısmen güneşli, yer çam iğneleri ile kaplı olmalı, fotoğrafın kontrast tonları bu alanda detay tanımlamıyor. Dokulu ve gölgelerle bölünmüş bir yüzey görüyoruz. Sağ alttan kadraja, fotoğrafçının çekim yaparken durmakta olduğunu düşünebileceğimiz yapıya ait kırık kenarlı üçgenimsi formda bir gölge giriyor.
10 / 15
Ağaçlar arasında, açık renk duvarları ve kiremitli çatısı olan tek katlı bir yapıya arka köşesinden bakıyoruz. Baktığımız köşeden görebildiğimiz iki duvardan soldakine güneş vuruyor, gölgede kalan sağ taraftaki duvar ise düz boş bir yüzey olarak devam ederken bir kaç adım sonra göz hizasına denk gelen, yerden yüksekçe konumlanmış tek bir küçük kare formlu pencere var. Kiremitli çatı, bu pencerenin üzerinde yukarı doğru bir üçgen kırılma ile yükselip tekrar alçalıyor. Görüntüye ön planda yukarıdan dut ağacına ait olması muhtemel yapraklar giriyor. Arkada da ağaçlar farkediliyor. Zemin beton veya seramik kaplı.
11 / 15
Çok güneşli bir günde, çekilmiş siyah beyaz, düşey kadrajlı bir fotoğraf. Solda yüksek kale duvarlarını anımsatan taştan blok bir duvar var. Küçük taşlardan inşa edildiği için ince pürüzlü bir dokusu olduğu duygusunu veriyor. Düzmdüz uzanan bir yapı degil, bir kaç adım sonra dışarıya doğru bir dik açılı çıkıntı ile sonra da tekrar içeriye girinti yaparak devam ediyor. Orta bölümdeki çıkıntılı hacmin sert geometrik gölgesi sol başlangıçtaki daha içeride kalan yüzeye düşüyor. Gökyüzü koyu renk, çizgisel beyaz bulutlar görülüyor. Yerdeki çimler, çimlere düşen koyu duvar gölgesi ve bahçe duvarının taş dokusu ile sağdaki ağaçların yer yer görünen yaprakları fotoğraftaki diğer bileşenler.
12 / 15
Fotoğrafta tek katlı eski taş köy evlerinin dokusunu anımsatan, aşınmış yüzeyli farklı farklı tonda ve büyüklükteki taşlardan bir ev duvarı görülüyor, penceresiz bir duvar ve kiremitli bir çatı. Arka planda alçak eğimli tepecikler ve maki benzeri bir bitki örtüsü seçilebiliyor. Gökyüzü açık.
13 / 15
Yatay kadrajlı fotoğrafta, büyük, koyu renkli, yapraksız veya iğne yapraklı ağaçların oluşturduğu bir dokunun ortasında, göz gibi de algılanabilecek büyük iki dikdörtgen penceresinden gökyüzü görünen basık tek katlı taş bir bina var.
14 / 15
Yatay kadrajlı siyah beyaz fotoğrafta, ardında gökyüzünü görebildiğimiz taş bir ev var. Sıvası çoğu yerde aşınıp dökülmüş, taş bina görünür hale gelmiş. Sol arkada ahlat veya badem gibi, karışık dokulu yaşlı bir ağaç var. Sağda evle ilişkili başka bir yapı, belki ağıl veya ambar. Fotoğrafın üst bölümü ayrıntısız düz beyaz bir gökyüzü, alt kısmı ise otları, kökleri, toprağın katmanların görebildiğimiz bir kesit içeriyor.
15 / 15
Dikey kadrajlı fotoğrafta, güneşli bir günde çok koyu bir gökyüzünün altındaki kayalık ve yüksek bir dağ seçiliyor. Kadrajın bize yakın bölümünden başlayıp çoğunu kaplayan ise, koyu renkli yassı granit taşlar döşenerek elde edilmiş, bu uzaktaki dağa doğru uzaklaşarak perspektif etkisiyle daralan geniş bir yol.

Sessiz-01 © Osman Erel-2019
Sessiz-02 © Osman Erel-2019
Sessiz-03 © Osman Erel-2019
Sessiz-04 © Osman Erel-2019
Sessiz-05 © Osman Erel-2019
Sessiz-06 © Osman Erel-2019
Sessiz-07 © Osman Erel-2019
Sessiz-08 © Osman Erel-2019
Sessiz-09 © Osman Erel-2019
Sessiz-10 © Osman Erel-2019
Sessiz-11 © Osman Erel-2019
Sessiz-12 © Osman Erel-2019
Sessiz-13 © Osman Erel-2019
Sessiz-14 © Osman Erel-2019
Sessiz-15 © Osman Erel-2019